her telden her dilden

açıklamaya ne lüzum var ki blog işte

komikis

Cuma, August 31, 2007

Şef: Kötü bir şey olmamıştır inşallah... (Yine geç geldi hıyar.)
Memur: Sormayın müdür bey, basıma neler geldi bir bilseniz  (Ulan bu da beni her gün kapıda bekliyor herhalde...)

Şef: Hayırdır n'oldu? (Gözleri kan çanağı, aksam odun gibi içmiş bu hıyar!)
Memur: Efendim dün halamın oğlunun evinde kaldım, gecenin vakti karakola düştük maalesef. (İnandı galiba. İsterse detay sorsun, yol boyunca hikaye düşündüm)

Şef: (İnanmış gibi yaptım ya, gözleri parladı. Yol boyunca yalan düşünmüştür zaten) Allah Allah geçmiş olsun, gelin oturun söyle... (Hala leş gibi içki kokuyor it!)
Memur: (O kadar da sakız çiğnedik ama kokuya uyandı galiba lavuk)  Simdi efendim, benim dayımın oğlu  (lan demin halamın oğlu mu demiştim yoksa?)  kedi ticaretiyle uğraşıyor...


Şef: Aaa, çok ilginç bir is. Para bırakıyor mu bari...  (Oha! Uydurduğu mesleğe bak)
Memur: ( Senene lan parasından)  Sokak kedisi değil efendim, amcamın oğlu  (Lan valla iyice karıştırdım. Amcaoğlu muydu, dayıoğlu mu?)  Van kedisi satıyor.

Şef: Eee, n'olmus, kedi mafyasiyla başı derde mi  girmiş? (Lafı soktuk ama anlayacak adam nerede?)
Memur: (Espri yaptı hayvan) Yok efendim, öyle değil. Simdi teyzemin oğlu  (Ulan suna bastan kuzen desene, is iyice moka sardı)  Van kedisi satıyor. İstanbul'da bu isi sayılı adam yapıyor biliyorsunuz...

Şef: Bu meslek dalını ilk kez sizden duydum, sayısını  bilemiycem. (Yahu, laf sokmaya çalışacağıma kafayı uçsam ya suna... Neyse sakinleşeyim)
Memur: Neyse beyefendi, diğer satıcılardan biri, sokak kedilerini toplayıp gözlerine lens takıyormuş meğer  (uçtuk mu ki?),  sonra da değişik göz renkleri var diye Van kedisi  olarak satıyormuş

Şef: (Vay ki vay, vay ki vay! Bu itin idrarını tahlile  göndericim, alkol kafası değil bu)  Bakin siz su sahtekarlara...
Memur: Kesinlikle haklisiniz efendim, neler var.  Baksanıza, sen tut hayvanların gerçek gözünün üstüne  renkli lens tak, sonra da Van kedisi diye sat...  (Kesin abarttık)

Şef: (Onu anladık essek sıpası, gerisinde ne  yumurtlayacak ben onu merak ediyorum)  Sizin kuzenin ne alakası var ki bununla  (Kuzen dedim ya, sevindi, gözleri parladı. Salak...Salmak... Salacak...)
Memur: (Kuzen dedi, valla kuzen dedi. Kurtuldum stresten) Efendim, İstanbul'da ne kadar Van kedisi ticareti  yapan varsa topluyorlar...

Şef: Doğru ya, zaten şayili... (Bunu dövmek de kesmeyecek, ne yapsam acaba?)
Memur: Aynen öyle beyefendi. Neyse, evdeyim diye beni de aldılar. (Of be, kurtulduk galiba)

Şef: (Karsı saldırının zamanı geldi), Neyse olayın ayrıntılarını okuruz gazetelerden, ilginç olay, kesin haber olur. (bakalım nasıl karşılayacak?)
Memur: (Bunu da hesapladım dallama, ulan ne zekiyim be...) Yok efendim, yapanlar bulundu. Sonra araya bir sürü insan girdi,bizim yeğen  (hay anasını mictik)  de suçsuz olduğu için,ticari itibari sarsılmasın diye  gazetelere yansımayacak olay...

Şef: (Bak, bak, bak. Yavşağa bak! Analitik düşünüyor  ya, bunu da hesaplamış. Analitik kötek aticim bu deveye)  Neyse, geçmiş olsun. Siz bugün eve gidin, iyice bi dinlenin isterseniz. Moraliniz bozulmuş, uykusuz  kalmışsınız... (Lan bi git, daha kapıda yersin uçan tekmeyi. Bu Sefer girişmezsem şerefsizim)
Memur: (Hisar'da manitalar bekliyor, tabii giderim kerizim. Lan bu lambayı da müdür yapmışlar ya buraya,  helal olsun valla. He he he...)  sağ olun, aslında iyi değilim, dinlensem gerçekten iyi  olur... (Lan herif saatini falan çıkarıyor, odunu yiyemez  galiba, vazgeçelim)  Ama gece ne güne duruyor ki beyefendi, gece  dinlenirim. Zaten geç geldim, arkadaşlara da ayıp  oldu...

Şef: (Saati boşuna çıkardık, uyandı hayvan)  E hadi yerinize geçin o zaman. Tekrar tekrar geçmiş olsun.  (işten kovmak tatmin etse, dakikada kovucum da, dövmem lazım, söyle evire çevire dövmem lazım ki hincimi  alabileyim. Neyse bir dahaki sefere)
Memur: sağ olun efendim, anlayışınıza teşekkür ederim..  (Lan gitse miydim ki? Saati öylesine çıkardı belki de...)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır