her telden her dilden

açıklamaya ne lüzum var ki blog işte

futbol

Salı, Hazirane 12, 2007

Futbol büyük-küçük,yaşlı-genç tüm insanları,özellikle de erkek kısmını,peşinden sürükleyen bir spor.Kimisi onun için yemeden içmeden kesilir,kimisi karısını döver,bazısı da dededen kalma kılıcı kalkanı kapar adam keser. Statlar milyonlarca kişiyi alamayacağı için çoğumuz maçları TV'den izleriz. Ancak maçtan önce ve sonra futbolcularla yapılan sözümona röportajlar ayrı bir alemdir.İşte bu tip klişeleşmiş maç öncesi ve sonrası geyikleri...

 

* (Ev sahibi olan büyük takımın bir oyuncusu,maçtan önce...) "Kolay maç yok.rakibimiz güçlü,bizim de gücümüz belli kazanmak istiyoruz."

 

* (Konuk takımın oyuncusu maçtan önce...) "Puan veya puanlar almaya geldik."

 

* (Yenen takım oyuncusu...) "Zor maç oldu,rakibimizi de tebrik ediyoruz. kazandığımız için mutluyuz.Bu maçı unuttuk sonraki maça bakıyoruz artık."

 

* (kaybeden takım oyuncusu...) "Talihsizliık oldu,elimizden geleni yaptık.Biz de kazanabilirdik,olmadı. Bu maçı unuttuk sonraki maça bakıyoruz artık."

 

* (Glaip ama iyi oynamamış takımın antrenörü...) "Önemli olan iyi oynamadığınız maçta da kazanabilmektir. İleride daha iyi olacağız."

 

* (yenik takımın teknik direktörü...) "Ben hakemler konusunda birşey söylemek istemiyorum ama!!..."

 

* (Sakatlığı yeni geçmiş futbolcu...) "Şu anda çok iyiyim.Antremanlara başladım. Hocam görev verirse oynamaya hazırım..."

 

* (Çok önemli bir maç öncesi,sakat olan takımın olmazsa olmaz oyuncusu...) "Bu maç bizim için çok önemli,bu yüzden bacağım kopsa oynarım!..."

 

* (Maçtan sonra koşa koşa sahaya girip,terli ve yorgun futbolcularla kendince röportaj yapan muhabir...) "Evet Aykut,zor maçtı ama iki gollü bir galibiyet,muhteşem bir gol,hakemin gösterdiği (futbolcunun gördüğü değil!!!) kırmızı kartlar..."...Aykut: "Ee! soru ne?..." ...(Muhabir zaten yorumu kendi yapıyor.Amacı soru sormak falan değil,kendi yorumunu ortaya koymak....)

 

* (Yine maçtan sonra....) "Bir de senin düşürüldüğün bir pozisyon var.O pozisyon penaltı mıydı sence?" ... (muhabir zaten kararını vermiş! "düşürüldüğün" dediğine göre o penaltı olduğunu düşünüyor ve karşısındaki futbolcunun da bu yönde demeç vermesi için yönlendirici soru soruyor.)......futbolcu: "valla bana penaltı gibi geldi ama,bir de akşam TV'de izleyip görmek lazım."...(neyseki futbolcu aklıselim biriymiş..)

 

askerlik

Salı, Hazirane 12, 2007

Askerliğini yapmış her Türk genci bilir ki,kendine has bir dili,bir literatürü vardır o dünyanın. Sadece o ortamda anlamlıdır bu dil. Günlük hayatta kullanıldığında,karşınızda da askerlik yapmamış biri varsa,hiçbir şey ifade etmeyebilir bunlar karşınızdakine. Askerlik yapmış olanlara bir hatırlatma,yapmamış fakat yapacak olanlara bir ön bilgi,hiç yapmayacak olanlara da genel kültür olarak askerlik literatüründen örnekler…

 

  • Vay toprağım naber?....(Hemşehri olanların selamlaşmaları)
  • Benimle mi bot bağladın?...(Üst tertiplerin,gıcık oldukları alt tertiplere söyledikleri bir söz)
  • Vay,tertip naber?....(aynı dönemde askere gidenlerin selamlaşmaları)
  • Ulan sıçtığın bok Nizamiyeden çıkmadı daha !..(Yeni gelmiş acemi bir askerin,üst bir tertibe diklenmesi karşısında,üst tertibin ilk tepkisi..)
  • …anuna koyiim!..(Her cümlenin sonunda,adeta bir yüklem gibi kullanılır. ÖR: Bu günde hava çok güzel anuna koyim…Yine gece eğitimi var anuna koyim!...gibi)
  • Kaça kaçsın sen?...(çarşı izninde vb.yerlerde karşılaşılan diğer bir askere ilk sorulan soru.Zira askerler birbirlerine isimden önce hep tertiplerini sorarlar.)
  • “Koğuş kalk!”…(Koğuş nöbetçisi olan kişinin her sabah askerleri uyandırmak için kullandığı kısa ama etkili cümle)
  • “Bana oniki iki nöbeti yazma biraz uyuyayım.”…(Genelde nöbetleri yazan yazıcılara söylenir)
  • “Yürüyüş kararı sayılacak ! Say!..bir.ki.üç.dört….”…(uygun adım yürürken her sol adımda saymak için komutanın verdiği komut.Sakın sağ adımda saymayın !!!)
  • Kel nefer …(Askerin diğer adı)
  • Ergeneral …(Er ve erbaşların kendilerine uygun ! buldukları uyduruk bir rütbe)
  • Hürgeneral…(Askerlik bittikten sonra elde edilen rütbe ki genellikle kısa dönem askerlik yapanlar kullanır bunu)
  • “Goygoy yapmayın!”…(Geyik muhabbeti yapmayın)
  • Sakal istirahati…(Hergün soğuk suyla traş olmaktan tahriş olan hassas ciltli askerlere doktor tarafından  verilen izin. Bu kişi belirtilen güne kadar sakallarını kesmeme özgürlüğüne ! sahiptir.
  • Terlik istirahati…(En popüleridir! Askere yeni giden hemen herkesin başına gelir. Yeni gittiğinizde verilen botlar mutlaka ayağınızı vurur ve özellikle arkada yara yapar. Bu da acayip acı verir yürürken veya koşarken. İşte buna karşılık terlik istirahati verilir. Belirtilen güne kadar terlikle dolaşabilirsin şıpıdık şıpıdık. )
  • “Abi inanır mısın pisuvara işemeyi özledim!...sahanda yumurtayı özledim”…(farklı bir özlem! belirtmek isteyenlerin geyiği. Genellikle kısa dönemler arasında çıkar bu tipler.)

Ve son olarak ta askerde samimi olunması gereken kişiler :

  • Yazıcı…(nöbetlerden yırtmak için)
  • Revirci…(sık sık revire çıkabilmek için)
  • Kantinci…(gerektiğinde “kantinde görevliydim de komtanım!” diyebilmek için)
  • Terzi…(üzerimize çoğunlukla bol gelecek olan kıyafetleri uygun hale getirtmek için)
  • Berber…(saç traşı sırasında ilk olabilmek için)

 

o zaman

Salı, Hazirane 12, 2007

1970'lerin ilk yarısında doğmuştuk biz.Siyah - beyaz televizyonlar bile yok denecek kadar azdı o yıllarda.1975 gibi tanıştık TV ile.Tercihimiz reklamlardı 2-3 yaşlarındaki halimizle."Cinturato Pirelli" reklamındaki kediler, tesisatçı "Elmor" ve "İzocam" reklamındaki kapıcıydı ilk kahramanlarımız.6-7 yaşlarındayken "Dünya Kupası" seyretmeye başlamıştık '78 Arjantin ile babalarımızı taklit ederek.Kempes'ler,Ardiles'ler Keegan'lar modaydı o zaman.Arjantin'deki finalde görmüştük sahaya konfeti atıldığını ve fakat bunların isminin konfeti olduğunu bilmeden.Maçlarda "Yayaya şaşaşa .........çok yaşa" tezahüratı popülerdi o zamanlar Türkiye'de.sokak arasında yaptığımız maçlarda kimi "Cemil" gibi gol atardı,kimiyse ünlü kaleci Sepp Maier gibi kurtarırdı topları.

            Kalemtraş kokulu sınıflarda okuduk ilkokulu. Kırmızı - beyaz kurdeleler takılırdı okuma (okuyabilme) bayramlarında.Bir ucu lacivert diğeri kırmızı olan "Alligator" marka,timsah logolu kalemlere sahip olmak bir ayrıcalıktı o zamanlar.Şimdi sokak arasındaki bakkalda bile gördüğümüz kendi kendine açılan kapıları "Uzay Yolu"nun siyah-beyaz ortamında gördük ilk ağzımız açık kalarak.kepçe kulaklı bütün arkadaşlarımız "Mr.Spock"tu bizim. Doktorluk mesleğini utanılası birşey zannederdik "Kaçak Dr.Kimble" yüzünden.İlk aşklarımızdı bizim "Füsun Önal" bir de Elvan gazozu reklamlarındaki adını bilmediğimiz kız.Müzikten anladığımız tek şey "San Remo" şarkı yarışmaları ve Eurovizyon'da dinlediğimiz şarkılardı.Ajda Pekkan'ın "Petrol" şarkısı bile hoşumuza giderdi salakça anlayın artık!Ali Rıza Binboğa dinlerdi büyüklerimiz,oysa biz onu öğretmen sanırdık durmadan "öğretmen öğretir A..Be..Cee" dediği için.Zühtü en popüler türküydü o zamanlar.Necefli maşrapanın nasıl bir şey olduğunu yine TRT sayesinde öğrenmiştik.Arı Maya,Vikingler,Heidi gibi masum çizgi film kahramanlarımız vardı bizim.

            Kiracıydı arkadaşlarımızın çoğu bizler gibi.Sık sık taşınılırdı değişik semtlere daha eskisine alışamadan,memur misali.Tozlu sokak aralarında misket oynardık.Kafa-karış,üsküp,mors,otuzaltı en çok oynadığımız oyunlardı.Sonra yağma yapardık o misketleri,annelerimizin evde istememesi yüzünden.Telli arabalarımızla yarışırdık sokakta Formula-1 misali.Kız erkek karışık yakan top,istop ve benzeri oyunlar oynardık.İlk gerçek aşkları yaşardık çocuk aklımızla bu kızlı-erkekli oyunlarda.Herkes beğendiği kıza daha bir itinayla!atardı topu.Kendi yaptığımız ilkel potayla oynamaya çalıştığımız basket maçlarında Efe ve Erman en popüler "nickname"lerdi şimdilerin moda deyimiyle.

            Derken ilk sivilceler pörtlediğinde,yani ergen olduğumuzda,artık "Cheri cheri Lady" dinliyor,"Maira Magdalena"diyen Sandra'ya aşık oluyorduk.Falco'nun "Jeanny"si en popüler slowlarımızdandı.Comanchero ile dans ediyorduk o zamanlar.Tv'de Sezen Cumhur Önal hala vardı (ve hala var) ve gariptir,biz bu kadar değiştik O hala aynı!MFÖ o zamanlarda patlama yapmıştı "Ele Güne Karşı"ile.İzzet Öz'ün "Teleskop" programı tek alternatifimizdi Sezen Cumhur'a karşı.Milliyet Çocuk dergisinden Hey dergisine yatay geçiş yapmıştık,gündemi! daha yakından takip edebilmek için."Amstrad"lar - Commodore 64'ler hayallerimizi süslüyordu.En çok "River Rade" (hani şu uçakla ekranın altından yukarıya doğru gidip yolumuza çıkanları vurduğumuz oyun)oyununu oynardık bilgisayar sahibi yegane arkadaşamızın evinde veya sokak aralarındaki "Ataricilerde" (Atari'nin bilgisayar markası olduğunu bilmiyorduk o zamanlar ve bütün bilgisayar oyunu oynatan salonlara "Atarici" diyorduk!)Daha sonra "Amiga"lı günler gelmişti.Biz Lise sıralarındaydık o zamanlar."Lotus Esprit" en baba araba yarışı oyunuydu,hayranlıkla bakardık,bugün ilkel bulduğumuz o grafiklere. MFÖ Eurovizyon'da ki en iyi derecemizi almıştı ve biz çok sevinmiştik.Bizim grubumuzdu  onlar,en azından bizim zamanımızda meşhur olmuşlardı.

            Her dönemin kendine göre iyi ve kötü yanları vardır.Ancak önemli olan içinde bulunulan zaman diliminde yaşanan herşeyi tek doğru sanmamak, yani etrafa at gözlüğü ile bakmamaktır...

 

Not: (biliyorum,özellikle son zamanlarda bu tip nostalji yazıları aldı başını gitti. Ben de yaklaşık 5 yıl önce bir dergide yazdığım bu yazıyı ilgilerinize sundum)

 

Özcan Demir

aclık

Salı, Hazirane 12, 2007

Beklenen para halen gelmedi! Saat bir buçuk oldu. Ya yanlış bir hesap numarası veya bankaya yollandı ya da henüz yollanamadı. Bir diğer ihtimal ise unutulmuş olması. Tabi bu ihtimal diğerlerine göre biraz daha iyi,hiç olmazsa para boşa gitmemiş diyebiliriz. Ancak bunun da sakıncası, karşı taraf aramadıkça bilgi alınamayacak olması,zira cep telefonu ve diğer telefonlar mevcut değil elimizde. Umarım gün sona ermeden paraya erişebilirim. Yoksa halim bombok! Akşama zaten makarna çorbaya talimiz. Yanına domates vb. salata olabilecek malzeme de yok. Sadece soğan var. Ondan da bir haftadır gına geldi artık ve bir türlü de gitmek bilmiyor şu kahrolası gına!

 

            Dost bildiğimiz, “kardeş gibi” dediğimiz insanlardan beklediğimiz desteği göremedik en ihtiyacımız olduğu anda. “Hayatın acı gerçekleri” denilen bu olsa gerek,belki de bir başlangıç. “Bu yaşa gelip de fark etmedin mi hala” derseniz ben de “fark etmek istemedim veya inanmak istemedim” diyebilirim. Maalesef böyle ve artık ben de gaddar bir insan olacağım Erkin Koray’ın şarkısındaki gibi: “gaddar gaddar zalim gaddar!...”. Kötülükse kötülük, pislikse pislik,her boku yapıcam bundan sonra çıkarlarım için anasını satayım. Ağzım bile bozuldu bu düzen yüzünden. Düzenini düzdüğümünün dünyası. 68 romantizmini barındıran bir ruhla 2000’lerin sanal dünyasında, ona buna boyun bükmeden yaşarsan olacağı budur işte ahmak! Tipik bir ’80 sonrasının kayıp kuşağı sendromu. Ne idealler ne bir şey kargaşa,kaos! Bugün beyaz denilen şey ertesi gün siyah olarak nitelendirilebiliyor. Yaşananlar öyle bir dayatıldı ki insanlara sanki tek doğru buymuş gibi gözüküyor. Güya internet çağı,özgürlük,bilgiye kolay ulaşma çağı. Hadi canım sen de! Bu sadece ne yapacağını bilememe,ne yapacağına karar verememe çağı. Yahu doğru tek değil midir? Dün Marx,Lenin,Mao,Hitler vs.diye gencecik insanları yönlendirip,bir kısmını ölüme sürükleyenlerden çoğu bugün kıçları Mercedeslerde,plaza odalarında,kraldan çok kralcı bir yaşam sürüyorlar. Hayatlarındaki en büyük devrimi kot pantolon giymek olarak görenleri de var bu modellerin.

 

            Teknolojik gücü kullanmıyor,ona tapıyoruz. Her işimizde olduğu gibi bunu da abartıyoruz. Gereğinden fazla güç yüklüyoruz teknolojiye parayla beraber. Tabi paraya tapınma hala bir numara. İnsanlar birbirlerine “kaç dolarlık adam” diye bakıyorlar. Bu arada gidip bi daha bakalım bakalım para gelmiş mi gelmemiş mi. Gelmezse boku yedik valla!....

 

Özcan Demir

komik fotolar 8

Salı, Hazirane 12, 2007

 

karikaturler 2

Salı, Hazirane 12, 2007

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> <****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-5155444488250638&dt=1181655426281&lmt=1181655426&prev_fmts=160x600_as%2C160x600_as&format=300x250_as&output=html&correlator=1181655426062&url=http%3A%2F%2Fkosskomikler.blogcu.com%2F2870763%2F&color_bg=FFFFFF&color_text=000000&color_link=0000FF&color_url=008000&color_border=FFFFFF&ad_type=text_image&ref=http%3A%2F%2Fkosskomikler.blogcu.com%2F2868543%2F&cc=100&flash=9&u_h=768&u_w=1024&u_ah=740&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=180&u_his=10&u_java=true" frameBorder=0 width=300 scrolling=no height=250 allowTransparency>



















komik fotolar 7

Salı, Hazirane 12, 2007

komik fotolar 6

Salı, Hazirane 12, 2007

komik fotolar 5

Salı, Hazirane 12, 2007

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> <****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-5155444488250638&dt=1181654632921&lmt=1181654632&prev_fmts=160x600_as%2C160x600_as&format=300x250_as&output=html&correlator=1181654632609&url=http%3A%2F%2Fkosskomikler.blogcu.com%2F2871958%2F&color_bg=FFFFFF&color_text=000000&color_link=0000FF&color_url=008000&color_border=FFFFFF&ad_type=text_image&ref=http%3A%2F%2Fkosskomikler.blogcu.com%2F2868219%2F&cc=100&flash=9&u_h=768&u_w=1024&u_ah=740&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=180&u_his=6&u_java=true" frameBorder=0 width=300 scrolling=no height=250 allowTransparency>



mc hammer








































valiykende boş durmuyor terminatör
























 
 

komik fotolar 4

Salı, Hazirane 12, 2007






Yorum Yaz :: Arkadaşıma Gönder